İçeriğe geç
Zihin, Beyin ve Biliş

Beynimizdeki Nöron Sayısını Kim Saydı?

Yüz milyar nöron rakamının izlenebilir bir kaynağı yoktu; sayıldığında 86 milyar çıktı ve nöron başına on glia oranı da birebire indi. Ama dört beyinden gelen bu ortalamanın insan geneline ne kadar taşınabileceği hâlâ tartışılıyor — sayının nereden geldiğini sormak, sayıyı bilmek kadar önemli.

Podcast

Bu yazıyı dinle

Podcast metnini göster

Bu insan beynindeki nöron sayısının ardındaki gerçeğe dair kısa özetimiz. Ders kitaplarında yıllarca 100 milyar nöronumuz olduğu yazardı. Şimdilerde ise bu sayı 86 milyara düştü. Ama inanın bana bu sayıların nereden geldiği ve ne kadar kesin olduğu bilim dünyasında gerçekten şaşırtıcı bir tartışma konusu. İlk olarak şu yılların meşhur 100 milyar efsanesi nasıl çöktü ona bir bakalım. Biliyor musunuz bu rakam aslında hiçbir ölçüme dayanmayan, tamamen yuvarlak bir tahmindi. Ta ki 2005 yılına kadar araştırmacılar beyin dokusunu adeta homojen bir çorbaya çevirip çekirdekleri saydıkları yepyeni bir yöntem buldular. 2009'da dört erkek beynini bu yöntemle incelediklerinde nöron sayısının ortalama 86,1 milyar olduğunu gördüler. Üstelik GLIA hücreleriyle oranları da öyle sanıldığı gibi 10a bir falan değil kabaca bire birdi. Ama burada durup hemen şunu sormamız lazım. Sadece dört kişinin beyni koca bir insanlığı temsil etmek için yeterli mi? İkinci olarak tam da bu yeni sayının yarattığı istatistiksel yanılgıya geliyoruz. Bakın 86,1 milyar hatalı bir ölçüm değildi ama sonuçta sadece o dört adamın ortalamasıydı. Tüm insanlık için hesaplanan gerçek güven aralığı aslında 73 ile 99 milyar arasında çok daha geniş bir yelpaze. Hatta başka bir ekip 5 yaşlı kadının beynini incelediğinde ortalama sadece 67 milyar nöron buldu. Düşünsenize sırf 4 voleybolcunun boyunu ölçüp insan boyu yaklaşık 1 metre 86 cm'dir demek ne kadar mantıklıysa bu 86 milyar sabiti de inanın o kadar mantıklı. Son olarak bu verinin bize nasıl sunulduğuna odaklanalım. Ekip aslında sayının başına yaklaşık kelimesinin eklenmesini önermişti. Ancak eleştirmenler haklı olarak bu ortalamanın herkes için tek bir sabitmiş gibi sunulmasına şiddetle karşı çıkıyor ve doğrusunun belirsizliğin raporlandığı bir değişkenlik aralığı vermek olduğunu savunuyor. İnsan ister istemez şunu soruyor tabii. Bilimsel bir gerçek makaleden ders kitabına geçerken neden hep o sahte kesinlik illüzyonuna ihtiyaç duyar? İnsan beynindeki nöron sayısı herkes için geçerli, sabit ve kesin bir rakam değil, kişiye göre değişen, geniş bir aralığı ifade eden karmaşık bir tahmindir.

Bu podcast, yazının içeriği temel alınarak yapay zekâ ile oluşturulmuş ve yayımlanmadan önce editoryal olarak gözden geçirilmiştir. Ayrıntılar için Yapay Zekâ Kullanım Politikası sayfasını inceleyin.

İnsan beyninde kaç sinir hücresi olduğunu muhtemelen biliyorsunuz. Yüz milyar, ya da daha yeni bir kaynaktan okuduysanız seksen altı milyar. Bu sayı ders kitaplarında, haberlerde ve sayısız bilimsel makalenin ilk cümlesinde geçer.

Şimdi tuhaf bir soru: bu sayıyı kim saydı? Cevap, sayının kendisinden daha ilginç.

Yuvarlak sayılar ölçülmüş sayılara benzemez

Yüz milyar rakamının izlenebilir bir kaynağı yok. Alanın tarihini çıkaran bir derlemeye göre yayımlanmış tahminler bir buçuk asır boyunca birbirinden çok uzaktı: on dokuzuncu yüzyıl sonunda birkaç milyar, 1980’lerin başında bir trilyon. Doksanlı yılların başında rakam yüz milyarda karar kıldı — bir ölçümle değil, sessizce.

Buradaki ipucu sayının kendisinde duruyor. Yüz, yuvarlak bir sayıdır ve yuvarlaklık — özellikle yanında bir kaynak yoksa — elimizdekinin kaba bir kestirim olduğunu düşündürür. Ölçümler de yuvarlanarak yazılabilir, ama kaynaksızlıkla birleşince tablo netleşiyor.

Hikâyeyi en iyi, rakamı kitabına ad yapmış olan sinirbilimci anlatıyor. Roberto Lent 2000’lerin başında Portekizce bir ders kitabı yayımladı ve adını Yüz Milyar Nöron koydu. Laboratuvarındaki genç bir araştırmacı, Suzana Herculano-Houzel, ona bunun gerçek sayı olduğunu nereden bildiğini sordu. İkisi literatüre baktı ve rakamı destekleyen bir kanıt bulamadı. Sitede benzer bir örneği daha önce görmüştük; on bin saat kuralı da tek bir çalışmadan çıkarılmış yuvarlak bir sayıydı ve popüler aktarımı kaynağını aşmıştı (bkz. “10.000 Saat Kuralı Doğru mu?“).

Beyni çorbaya çevirmek

2005’te Suzana Herculano-Houzel ve Roberto Lent yeni bir sayım yöntemi yayımladı. Fikir kabaca şu: beyin dokusunu kesitler hâlinde inceleyip örneklemden genellemek yerine, dokuyu homojenleştirip hücre zarlarını parçalamak ve çekirdekleri koruyarak her yerinde aynı yoğunlukta bir süspansiyon elde etmek. Sonra o süspansiyondan alınan küçük bir örnekteki çekirdekler sayılıyor, nöron çekirdekleri işaretlenerek ötekilerden ayrılıyor. Yöntemin adı izotropik fraksiyonatör. Yöntemi insan beynine uygulama işini Frederico Azevedo adlı bir yüksek lisans öğrencisi üstlendi; 2009’da yayımlanan sayım dört erkek beyninde ortalama 86,1 milyar nöron buldu. Yüz milyar, ölçülen bu ortalamadan belirgin biçimde yüksekti.

Yanında düşen ikinci sayı

Aynı sayım ikinci bir yerleşik rakamı da yerinden etti. Yarım asırdır beyinde nöron başına yaklaşık on glia hücresi bulunduğu, yani toplamda bir trilyon civarı glia olduğu yazılıyordu. Ölçüm 84,6 milyar nöron olmayan hücre buldu — kabaca birebir bir oran. Nöron olmayan hücrelerin bir bölümü damar hücreleri olduğu için glia sayısı bundan da az.

Bu ikinci düşüşün rahatsız edici tarafı şu: alanın tarihini çıkaran derleme, histolojik verinin zaten hep birebire yakın bir oranı desteklediğini gösteriyor. On kat oranı, kendi kanıt tabanına rağmen konsensüs hâline gelmişti. Beyinle ilgili yaygın sayıların ne kadarının böyle kurulduğu ayrı bir yazının konusu (bkz. “Beynimizin Yüzde 10’unu mu Kullanıyoruz?“).

Peki dört beyin ne kadar eder?

Hikâye burada bitseydi rahatlatıcı olurdu: yanlış sayı vardı, ölçtük, düzelttik. Bitmiyor.

2024 sonunda yayımlanan bir inceleme, 86 milyar rakamının dayandığı veriye baktı. O sayım dört beyinden geliyor — elli, elli bir, elli dört ve yetmiş bir yaşında erkekler. İncelemenin yazarı, makalede verilen ortalama, standart sapma ve en düşük-en yüksek değerleri birlikte kullanarak dört ölçümü yeniden kurdu ve şunu hesapladı: dört veri noktasıyla, insan geneli için kurulabilecek güven aralığı 73 ile 99 milyar arasındadır. 86,1 milyar yanlış bir sayı değil; dört beynin gerçek ortalaması. Sorun, o ortalamanın insan geneli için bir sabitmiş gibi aktarılması.

Daha da rahatsız edici olan ikinci veri kümesi. Aynı yöntemle çalışan başka bir ekip, yaşlı beş kadının beyninde ortalama 67 milyar nöron buldu; onun aralığı da 61 ile 73 milyar. Yuvarlanmamış hesapta iki aralık örtüşmüyor. Farkın nereden geldiği belli değil: beyin ağırlığı, yaş, cinsiyet ve yöntemin kendi değişkenliği olası açıklamalar olarak tartışılıyor, ama eldeki veri hangisinin işlediğini söylemeye yetmiyor. Üstelik ilk çalışmanın ham verisi yayımlanmamış ve sorumlu yazardan yanıt alınamamış.

İncelemenin vardığı sonuç şu: elimizdeki dokuz ölçümün taşıyabileceği en güçlü ifade tek bir sayı değil, bir aralıktır. Bu eleştiri sayımı yapanları küçültmüyor ve yazarı bunu ayrıca belirtiyor: soruyu ilk kez ciddiye alan ve ölçmenin bir yolunu bulan ekip onlardı.

Eleştiri de tartışıldı

Burada durmak, yazının kendi eleştirdiği hataya düşmesi olurdu. Eleştiri cevapsız kalmadı: 2025’te alanın iki ismi ayrı ayrı karşı çıktı ve eleştirinin yazarı ikisine de yanıt verdi.

Karşı tarafın ana itirazı şu: iki sayının epistemik değeri aynı değildir. Yüz milyar, ardında hiçbir ölçüm olmayan yuvarlak bir rakamdı; 86,1 milyar ise ölçülmüş ve örneklemdeki değişkenliği makalesinde yazılmış bir sonuç; üstelik aynı çalışmanın serebellum dışında bulduğu sayı, sonradan bağımsız bir yöntemle yapılan sayımların normal aralığı içinde kaldı. Dördün az olduğu konusunda taraflar hemfikir; ayrıştıkları nokta bunun “yaklaşık 86 milyar” ifadesini geçersiz kılıp kılmadığı.

Örneklem büyüklüğünün bir bulguyu ne kadar taşıyabileceği psikolojide de tanıdık bir sorudur (bkz. “Psikoloji Araştırmaları Tüm İnsanlığı Temsil Eder mi?“), ve kaynağına dönüp bakınca çözülen yerleşik bulgular alanın kendi krizinin konusudur (bkz. “Psikolojinin “Replikasyon Krizi” Nedir?”).

Sonuç

Beynimizdeki nöron sayısını kimse tam olarak saymadı; insan geneli için karşılaştırılan iki sağlıklı beyin kümesi toplam dokuz kişiye dayanıyor. Yüz milyar rakamı ölçülmeden yerleşmişti; ölçüldüğünde düştü, yanındaki glia oranıyla birlikte. Buraya kadarı iyi bir bilim hikâyesi.

Asıl ders sonrasında ve iki sayıyı eşitlemeden söylenmeli. Tekrarlanan şey ölçüm değil, aktarım: değişkenliği makalesinde açıkça yazılmış bir örneklem ortalaması, yola çıktıktan sonra bunu kaybetti ve insan geneli için sabite dönüştü. Beyinle ilgili yerleşik anlatıların ne kadar dirençli olabildiğini başka yerlerde de görüyoruz (bkz. “Beynimiz İç İçe Geçmiş Üç Farklı Beyinden mi Oluşur?“).

Peki bunun bir önemi var mı? Toplam nöron sayısı bugün doğrudan kullanılan klinik bir ölçüt değil; hiçbir tanı bu rakama bağlanmıyor. Ama karşı taraf burada da itiraz ediyor: gelişim boyunca hücre sayısının nasıl değiştiğini ya da hastalıkların onu nasıl etkilediğini sormak için önce yetişkindeki karşılaştırma değerine ihtiyaç var. Ayrıca sayı bir kez kesinleştiğinde üzerine başka hesaplar kuruluyor.

Aynı şey yalnızca beyinde olmuyor: Samanyolu’ndaki yıldız sayısı da uzun süre yüz milyar diye yazıldı, bugünse kaynağına göre yüz ile dört yüz milyar arasında değişiyor.

Bu hikâyenin en güzel yeri, kitabına “Yüz Milyar Nöron” adını vermiş olan sinirbilimcinin çözümü. Kendi laboratuvarı kendi başlığını yanlışladığında kitabı geri çekmedi, adını da değiştirmedi. Sonraki baskılara bir soru işareti ekledi. Aynı isim, tek bir işaretle: *Yüz Milyar Nöron?*

Eleştiriye verdiği yanıtta önerdiği çözüm de aynı ölçekte: bir meta-analiz meseleyi çözene kadar cümleye tek bir kelime eklemek — insan beyninde yaklaşık 86 milyar nöron vardır.

Ama tartışma burada da kapanmıyor. Karşı taraf bu öneriyi doğrudan reddediyor ve iki gerekçe veriyor. Birincisi, “yaklaşık” okura bir ortalama gibi görünür; oysa aynı dört ölçümden insan geneli için hesaplanan yüzde 95 güven aralığı 73 ile 99 milyar arasındadır. İkincisi, ikinci veri kümesi 67 milyar veriyorsa neden “yaklaşık 86” da “yaklaşık 67” değil?

İkinci gerekçeyi bir benzetmeyle anlatıyor: dört voleybolcuyu ölçüp 186 santimetre, beş futbolcuyu ölçüp 167 santimetre bulduğunuzu düşünün. İlkini seçip “insan boyu yaklaşık 186 santimetredir” demek için bir gerekçe gerekir, ve o gerekçe verilmiş değil.

Okur için buradan çıkan tek bir kelime değil, üç soru: bu sayı nereden geliyor, kaç ölçüme dayanıyor, ve belirsizliği nasıl raporlanmış? Yüz milyar üçüne de cevap veremiyordu. Seksen altı milyar ilk ikisine net cevap veriyor. Üçüncüde ise özgün çalışma örneklemdeki değişkenliği bildirmişti; ama dört kişiden insan geneline geçerken doğan belirsizlik ne orada hesaplanmıştı ne de sonraki aktarımlarda göründü.


Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Buradaki tartışma tek bir sayıya dairdir ve sinirbilime dair genel bir güvensizlik gerekçesi değildir; hatayı bulan da, düzelteni de, düzeltmenin kendisini sorgulayan da alanın kendisidir. Bir sayının fazla kesin verilmiş olması, o alanda üretilen bilginin tümünün şüpheli olduğu anlamına gelmez. Belleğinizde, dikkatinizde ya da düşünme becerilerinizde belirgin ve süregelen bir değişiklik fark ederseniz, bunu okuduğunuz sayılar üzerinden değerlendirmek yerine bir hekime başvurun.

İleri okuma / kavramsal kaynaklar: İzotropik fraksiyonatör yöntemi Suzana Herculano-Houzel ile Roberto Lent tarafından 2005’te tanıtılmıştır; yöntemle yapılan insan beyni sayımı Frederico Azevedo ve arkadaşlarının 2009 tarihli çalışmasıdır ve Journal of Comparative Neurology’de yayımlanmıştır. Sayım tarihinin bir buçuk asrını çıkaran ve bir trilyon glia iddiasının nasıl doğup nasıl çürütüldüğünü izleyen derleme Christopher von Bartheld, Jami Bahney ve Herculano-Houzel’e aittir ve 2016 tarihlidir. 86 milyar rakamının dayandığı veriyi istatistiksel olarak yeniden inceleyen deneme Alain Goriely’ye aittir ve Brain dergisinde yayımlanmıştır; aynı dergide 2025’te Roberto Lent ve Christopher von Bartheld ayrı ayrı karşı görüş yayımlamış, Goriely ikisine de yanıt vermiştir. Kavram olarak ayrıca: yuvarlak sayının kestirim işareti oluşu, ortalamanın güven aralığı, örneklem büyüklüğünün taşıyabileceği genelleme, ve kaynağı izlenebilir olmayan yerleşik bulgu.