İçeriğe geç
Psikopatoloji

OKB Sadece “Titizlik” midir?

“Ben biraz OKB’liyim.” Masası dağınık olunca rahatsız olan, kitaplarını hizaya dizen, her şeyin simetrik olmasını isteyen biri sık sık böyle söyler. Popüler kültür de OKB’yi (obsesif kompulsif bozukluk) çoğu zaman sevimli bir titizlik, bir düzen tutkusu gibi gösterir.

Ama gerçek OKB, düzeni sevmekle neredeyse hiç ilgisi olmayan, çoğu zaman insanı tüketen ciddi bir durumdur. Bu ayrımı anlamak, hem OKB’yi doğru tanımak hem de onunla yaşayan insanlara saygı göstermek için önemli.

OKB gerçekte nedir?

OKB’nin iki temel bileşeni vardır: takıntılar ve zorlantılar.

Takıntılar (obsesyonlar): Zihne istemsizce gelen, istenmeyen ve yoğun kaygı yaratan düşünceler, imgeler ya da dürtülerdir. Bunlar keyifli ya da seçilmiş şeyler değildir; tam tersine, kişiye yabancı ve rahatsız edici gelirler. Bir kapının kilitli olup olmadığına dair bitmeyen şüphe, bir kirlenme korkusu, sevdiği birine zarar verme düşüncesi, “her şey tam yerinde olmalı” hissi…

Zorlantılar (kompulsiyonlar): Bu kaygıyı bastırmak ya da korkulan bir felaketi önlemek için yapılan, tekrarlayan davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. El yıkama, kontrol etme, sayma, hizalama, içten dua etme, sürekli güvence arama… Kişi bunları yapmaya adeta mecbur hisseder; çoğu zaman abartılı ve mantıksız olduğunu bilir, ama yapmadan durduğunda yoğun bir kaygı basar.

Ve önemli bir yanlışı düzeltelim: OKB’nin çoğu, temizlikle ilgili bile değildir. Kontrol, simetri, şüphe, istenmeyen düşünceler… “Titiz temizlikçi” klişesi, OKB’nin büyük bir kısmını görünmez kılar.

Titizlikten farkı nerede?

Aradaki fark, birkaç noktada çok belirgindir.

Keyif mi, ıstırap mı? Düzeni seven biri bundan tatmin duyar; bu onun tercihidir. OKB ise keyifli değildir — yoğun bir kaygı ve sıkıntı tarafından sürülür. Kişi bu düşünceleri ve ritüelleri istemez; onlara tuzağa düşmüş gibi hisseder.

İstenmeyen düşünceler. OKB takıntıları yabancı ve ürkütücü gelir. Örneğin sevgi dolu bir ebeveynin, çocuğuna zarar verme düşünceleriyle dehşete kapılması gibi. İşte o dehşet, bunun bir “niyet” değil, tam da OKB olduğunun kanıtıdır.

Mecburiyet, tercih değil. “Kitaplarımı alfabetik dizmeyi severim” değil; “Bu ritüeli yapmazsam dayanılmaz bir kaygı basar ya da kötü bir şey olacak” hissidir.

Zaman ve işlev. OKB çoğu zaman günde saatler alır, ıstırap verir ve hayatı ciddi biçimde zorlaştırır. Düzeni sevmek bunu yapmaz.

Kısır döngü: neden ritüel işi kötüleştirir?

OKB’nin en sinsi tarafı, kendini besleyen bir döngü olmasıdır. Takıntı gelir, kaygı yükselir, kişi zorlantıyı yapar ve anlık bir rahatlama yaşar. Ama işte tuzak burada: bu rahatlama, beyne “demek ki o ritüel gerçekten gerekliydi” mesajını verir. Böylece takıntı bir süre sonra daha güçlü döner.

Bunu bir şantajcıya fidye ödemeye benzetebiliriz. Ödediğinde tehdit o an susar; ama tam da ödediğin için şantajcı yarın daha fazlası için geri gelir. Zorlantılar da kaygıyı anlık susturur, ama uzun vadede OKB’yi besler.

İstenmeyen düşünceler üzerine önemli bir not

Burada, çok kişiyi rahatlatacak bir gerçeği söylemek gerekir: zihne istemsizce gelen tuhaf, hatta ürkütücü ya da tabu düşünceler, aslında neredeyse herkeste olur. İnsan zihni bazen rahatsız edici imgeler üretir; bu son derece yaygındır.

OKB’de farklı olan, düşüncenin kendisi değil; ona yüklenen anlam ve ardından gelen kaygı ile ritüellerdir. Korkunç bir düşüncenin aklına gelmesi, onu istediğin ya da yapacağın anlamına gelmez. OKB’de durum tam tersidir: kişi o düşüncelerden dehşete kapılır, çünkü bunlar onun değerlerine tamamen aykırıdır. Yani bu düşünceler seni kötü biri yapmaz; sadece OKB’nin nasıl işlediğini gösterir.

Peki ne işe yarar?

En önemlisi: OKB tedavi edilebilir bir durumdur, ve “kendini toparla” ya da “boş ver, takma” demekle geçmez.

OKB’de altın standart, bilişsel davranışçı terapinin özel bir biçimidir: maruz bırakma ve tepki önleme. Basitçe, kişinin kaygısıyla kademeli olarak yüzleşip zorlantıyı yapmamayı öğrenmesidir. Böylece o kısır döngü kırılır; beyin, ritüel olmadan da kaygının kendiliğinden geçtiğini öğrenir. Gerektiğinde ilaç desteği de eklenebilir. Bunlar bir uzman eşliğinde yürütülür.

Sonuç

OKB, titizlik ya da düzeni sevmek değildir. İstenmeyen takıntıların tetiklediği kaygının, onu susturmak için yapılan ritüellerle bir araya geldiği; saatler yiyip hayata hükmedebilen gerçek ve ıstıraplı bir durumdur. Sıradan bir düzen sevgisine “OKB” demek, ciddi bir bozukluğu hafifletir ve onunla — özellikle de o utandırıcı istenmeyen düşüncelerle — mücadele edenleri daha da yalnız bırakır.

Farkı bilmek küçük ama değerli bir saygı jestidir. Ve unutmamak gerek: OKB yaygın, çokça yanlış anlaşılan, ama fazlasıyla tedavi edilebilir bir durumdur.


Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da tedavi yerine geçmez. İstenmeyen takıntılar ya da tekrarlayan zorlantılar size sıkıntı veriyor, zamanınızı alıyor ya da hayatınızı zorlaştırıyorsa, bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak en sağlıklı adımdır. OKB, özellikle maruz bırakma ve tepki önleme temelli terapiyle etkili biçimde tedavi edilebilir.

İleri okuma / kavramsal kaynaklar: OKB’nin takıntı (obsesyon) ve zorlantı (kompulsiyon) bileşenleri ve ego-distonik doğası; istenmeyen (intrüzif) düşüncelerin genel nüfustaki yaygınlığına dair araştırmalar; zorlantıların kaygıyı pekiştiren kısır döngüsü; maruz bırakma ve tepki önleme (ERP) temelli bilişsel davranışçı terapinin etkililiği.

Bir soru sor veya yorum bırak

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Yorumlar onaylandıktan sonra görünür.