İçeriğe geç
Terapi ve Yaklaşımlar

Bir Terapi Yaklaşımının Modası Geçer mi?

Terapi ekolleri aynı soruya rakip cevaplar veren yarışmacılar değil, farklı sorular soran araştırma programlarıdır; "modası geçti" ve "bilimsel olan" ifadeleri soru düzeyindeki bir farkı kanıt düzeyinde bir fark gibi sunar — kanıt belirli iddiaları karara bağlar, hangi sorunun sorulacağını değil.

Podcast

Bu yazıyı dinle

Podcast metnini göster

Farklı psikoterapi ekollerinin bilimselliği ve birbirlerine üstünlüğü hakkındaki kaynak özetimiz başlıyor. Bugün bilişsel davranışçı terapinin yani BDT'nin tek bilimsel yöntem, psikanalizin ise modası geçmiş bir yaklaşım olduğu efsanesini çürütüp terapileri aslında nasıl kıyaslamamız gerektiğine bakıyoruz. Birincisi terapi ekolleri aynı soruya rakip cevaplar veren yarışmacılar değil tamamen farklı sorular soran araştırma programlarıdır. Yani düşünün bu aynı yarışın koşucularını kıyaslamak değil, tamamen farklı spor dallarının kurallarını tartışmak gibi bir şey. BDT bu sıkıntıyı ne devam ettiriyor derken psikodinamik gelenek farkında olmadığımız kısımlar davranışımızı nasıl şekillendiriyor diye sorar. Kanıtlar bize hangi soruyu sormamız gerektiğini değil sadece o sorunun cevabını söyler. İkincisi BDT'nin devasa bir kanıt tabanı var. Evet. Ama bu onun diğerlerinden mutlak üstün olduğu yanılgısını yaratıyor. Aslında bu durum yöntemin sadece araştırmaya çok daha uygun olmasından kaynaklanıyor. Peki bir tedavinin sadece bir el kitabına uyarlanıp kolayca ölçülebilmesi onun hastaya daha iyi geldiğini mi gösterir? Kaynağımız kesinlikle hayır diyor. 2019'da yapılan kapsamlı bir derlemeye göre el kitaplı standart uygulamaların el kitapsız serbest uygulamalara karşı hiçbir klinik üstünlüğü yok. Yani kolay ölçülebilirlik tedavinin kalitesi değil. Sadece araştırmanın bir gereği. Son olarak hangisi daha iyi demek yerine spesifik ve adil sorular sorduğumuzda bilim çok net cevaplar veriyor. Tabii burada her terapi aynıdır hatasına da düşmemek lazım. Divanda yıllarca süren o klasik psikanalizle süresi sınırlı psikodinamik terapi aynı şey değil sonuçta. Soru doğru kurulduğunda mesela 2017'deki bir eşdeğerlik testinde psikodinamik terapinin yerleşik tedavilerle tamamen eşdeğer olduğu kanıtlandı. Kısacası hiçbir ekolün falan modası geçmedi. Bir terapi yöntemi için bilimsel olarak kanıtlanmıştır etiketini duyduğunuzda asıl sormanız gereken bunun hangi tabloda hangi kıyaslamaya ve hangi ölçüte göre kanıtlandığıdır.

Bu podcast, yazının içeriği temel alınarak yapay zekâ ile oluşturulmuş ve yayımlanmadan önce editoryal olarak gözden geçirilmiştir. Ayrıntılar için Yapay Zekâ Kullanım Politikası sayfasını inceleyin.

İki cümle sık duyulur. Birincisi: bilişsel davranışçı terapi bilimsel olanıdır. İkincisi: psikanalizin modası geçti. Cümleler farklı yönlere bakıyor gibi görünse de aynı varsayımı paylaşır — terapi ekolleri aynı soruya rakip cevaplar veriyor ve bilim aralarından kazananı seçti.

Bu varsayımın hangi kısmının yanlış olduğunu söylemek, cevabı söylemekten daha yararlı. Yanlış olan kısım “kazanan” değil, “aynı soru” kısmı.

Aynı soruyu sormayan yarışmacılar

Her ekolün arkasında bir insan tasavvuru durur: acının nereden geldiğine, değişimin ne demek olduğuna ve terapistin ne işe yaradığına dair bir kabul.

Psikodinamik gelenek, kişinin kendine kısmen kapalı olduğunu varsayar; sorduğu soru, farkında olunmayanın davranışı nasıl kurduğudur. Davranışçı ve bilişsel gelenek kişiyi yaptıkları ve düşünme biçimiyle ele alır; sorduğu soru, hangi işleyişin sıkıntıyı sürdürdüğüdür. Hümanist gelenek koşullara bakar: kişinin kendi yönelimini izleyebilmesi için nasıl bir ilişki gerekir? Sistemik gelenek birimi kişi saymaz; sorunu ilişki ağının içinde arar. Site bu geleneklerden gelen kavramları zaten ayrı ayrı ciddiye aldı (bkz. “Savunma Mekanizmaları Her Zaman Zararlı mıdır?“).

Bunlar aynı sorunun farklı isabet derecesindeki cevapları değil. Farklı sorular. Ve kanıt, hangi sorunun sorulacağına karar vermez; sorulmuş bir sorunun cevabına karar verir.

“Modası geçti” ifadesi tam burada yanlış çalışıyor. Moda, tek bir hattın üzerinde yeninin eskinin yerini alması demektir. Oysa bir soru, bir başka soru daha çok çalışıldı diye geçersizleşmez.

“Bilimsel” etiketi neyi ölçüyor

İkinci cümle daha somut bir şeye dayanıyor: BDT’nin kanıt tabanı gerçekten geniş. Ama bu genişliğin nereden geldiğini sormak gerekiyor.

Klasik ölçütlerde bir tedavinin “iyi yerleşmiş” sayılmasının başlıca yolu şuydu: bağımsız araştırma gruplarından gelen en az iki kontrollü denemede, elkitabıyla yürütülen bir tedavinin denetim koşuluna üstün ya da yerleşik bir tedaviye eşdeğer çıkması. Yeterince çok tek vaka deneyinden oluşan bir seri de alternatif bir yoldu. Ama her iki yolda da elkitabı şarttı — yani elkitabı, “iyi yerleşmiş” etiketinin zorunlu koşullarından biriydi.

Elkitabı iyi bir araştırma aracıdır; bir tedaviyi tekrarlanabilir ve ölçülebilir kılar. Ama araştırmaya elverişli olmakla daha iyi olmak aynı şey değil. Bu ayrım da ölçüldü. Elkitabına dayalı tedavilerle elkitapsız uygulamaları karşılaştıran çalışmaları toplayan 2019 tarihli bir sistematik derleme, elkitabı üstünlüğüne dair ampirik destek bulamadı: doğrudan karşılaştıran altı çalışmanın hiçbiri elkitabı lehine sonuç vermedi, dolaylı karşılaştırmalar karışık çıktı ve elkitabına bağlılığın sonucu etkilemediği bildirildi. Derlemenin kendi sonucu açık — elkitabı bir araştırma aracı olarak çekicidir, klinik üstünlük olarak sunulmamalıdır.

Bunun sonucu dikkatli söylenmeli, çünkü ölçütlerin gösterdiği şey dar. Gösterdiği şu: elkitabıyla yürütülmeyen bir müdahalenin bu etiketi alması baştan sınırlanıyordu. Bu, o müdahalelerin işe yaramadığı anlamına gelmez; etiketin kapısından geçemedikleri anlamına gelir. Ölçütlerin tanı kategorileri etrafında kurulması ayrı bir tartışmanın konusudur (bkz. “DSM ve ICD Aynı Şey midir?“).

Bu, BDT’nin kanıtını küçültmek değil — ve ters yöndeki mite düşmemek gerekiyor. “BDT yalnızca ölçülebilir olduğu için öne çıktı” cümlesi aynı hatayı öteki yönde yapar. 2025’te ortak bir yöntemle yürütülen ve üç yüzden fazla randomize denemeyi birleştiren bir meta-analiz serisi, BDT’yi depresyondan travma sonrası stres bozukluğuna ve yeme bozukluklarına uzanan birçok tabloda muhtemelen etkili buldu — kendi kesinlik değerlendirmesi bu ölçülü ifadeyi kullanıyor. Geniş kanıt tabanı gerçek bir şeydir ve söylediği şey, BDT’nin bu tabloların çoğunda etkili olduğuna dair geniş bir kanıt bulunduğudur. Söylemediği şey, BDT’nin öteki psikoterapilerden üstün olduğu: o seri, BDT’yi başka bir aktif tedaviyle doğrudan karşılaştıran çalışmaları hiç içermiyordu.

Bir tedavinin meşruiyetini ölçüm aracından beklemenin neden yanıltıcı olduğu sitede ayrıca ele alındı (bkz. “Psikoterapi Beyinde Ölçülebilir Değişiklik Yapar mı?“). Buradaki durum onun kardeşidir: ölçülebilirlik bir tedavinin özelliği değil, araştırmanın gereğidir.

Kanıt neye karar veriyor

Buraya kadarı göreliliğe kayabilir ve kaymamalı. Kanıt pek çok şeye karar veriyor.

Belirli bir müdahalenin belirli bir tabloda işe yarayıp yaramadığı ölçülebilir ve ölçülmüştür. Terapinin işe yarayan kısmının ne kadarının uygulanan tekniğe düştüğü de ölçüldü ve cevabı sitede ayrıca anlatıldı (bkz. “Terapi Sadece “Dertleşmek” midir?”). Soru düzgün kurulduğunda cevap gelir.

Bunun iyi bir örneği var. 2017’de psikodinamik terapinin, etkililiği yerleşik tedavilere eşdeğer olup olmadığı ilk kez biçimsel bir eşdeğerlik testiyle sınandı. Testin kurgusu dikkat çekici: iki rakip kampın temsilcileri çalışmayı birlikte tasarladı — araştırmacının kendi ekolüne yakınlığının sonucu etkilemesi bilinen bir sorun olduğu için. Sonuçlar eşdeğerliği destekledi. Ve tartışma orada bitmedi: çalışmaya aynı dergide eleştiri yayımlandı, yazarlar da yanıt verdi.

Soru bir kez düzgün kurulunca da sorulmaya devam ediyor: 2024’te yalnızca BDT ile psikodinamik terapiyi depresif bozukluklarda karşılaştıran bağımsız bir meta-analiz, tedavi sonunda eşdeğerliği yeniden gösterdi — ama izlem döneminde eşdeğerlik için kanıtı yetersiz buldu. Yani soru kapanmadı, daha ince bir yerden devam ediyor.

Bu örnekler iki şeyi birden gösteriyor. Soru “hangi ekol daha iyi” biçiminde sorulduğunda kanıt genellikle keskin bir cevap vermiyor; “şu tedavi şu tabloda şu ölçüte göre şuna eşdeğer mi” biçiminde sorulduğunda veriyor. Ve bazı karşılaştırmalarda belirli tablolar için bir yöntem lehine fark bulunmuştur — “hepsi aynı” demek de kanıtın söylediğinden fazlası olur.

Psikanaliz ile psikodinamik terapi aynı şey değil

Mitin gücünün bir bölümü bu karışıklıktan geliyor. Yukarıda anılan eşdeğerlik testi klasik psikanalizi değil, psikodinamik terapiyi konu alıyor: elkitabıyla yürütülen ve denemelerde süresi önceden sınırlandırılmış tedaviler. Bu tedavilerin uzunluğu da tek tip değil; birleştirilen çalışmalarda seans sayıları belirgin biçimde değişiyordu. Klasik psikanalizin kanıt durumu ayrı ve daha ince bir sorudur.

“Psikanalizin modası geçti” cümlesi bu ikisini birbirine karıştırdığı için hem haksızlık ediyor hem de yanlış bilgi veriyor: bir geleneğin sınanabilir türevleri sınandı ve sonuç aldı.

Sonuç

Terapi ekolleri bir yarışın koşucuları değil; farklı sorular soran araştırma programları. “Modası geçti” ve “bilimsel olanı budur” ifadeleri, soru düzeyindeki bir farkı kanıt düzeyindeki bir fark gibi sunuyor.

Bu, hepsi eşit demek değil. Kanıt belirli iddiaları karara bağlar ve bağlamıştır; kimi tablolarda kimi yöntemler için destek daha güçlüdür. Karara bağlamadığı şey, hangi soruyu sormanın doğru olduğudur — çünkü bu, ölçümle değil kabullerle belirlenir.

Okur için pratik karşılığı da burada. Bir yöntemin tanıtımında “bilimsel olarak kanıtlanmış” ifadesi geçtiğinde sorulacak soru, hangi tabloda, hangi karşılaştırmaya göre ve hangi ölçüte göre kanıtlandığıdır. Bu üç soruya cevap veremeyen bir “bilimsel” nitelemesi, o yöntemin başka yaklaşımlara üstün olduğunu göstermeye yetmez. Hangi yaklaşımın kime uyacağı ise ayrı ve kişisel bir sorudur (bkz. “Terapist Nasıl Seçilir?“).


Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel bir değerlendirmenin yerine geçmez. Burada anılan bulgular grup ortalamalarıdır; hangi yaklaşımın kimde işe yarayacağı kişiye göre değişir ve bu karar bir ruh sağlığı uzmanıyla birlikte verilir. Yazı hiçbir ekolü önermek ya da elemek için yazılmadı; “hepsi aynıdır, seçmek fark etmez” biçiminde de okunmamalıdır — belirli tablolarda belirli yaklaşımlar için kanıt daha güçlüdür ve bunu size uygulayıcınız anlatır. Sürmekte olan bir tedaviyi bu yazıya dayanarak değiştirmeyiniz ya da bırakmayınız. Sıkıntınız gündelik işleyişinizi belirgin biçimde kısıtlıyorsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.

İleri okuma / kavramsal kaynaklar: Psikodinamik terapinin yerleşik tedavilere eşdeğerliğini biçimsel eşdeğerlik testiyle sınayan ve rakip ekollerin temsilcilerini birlikte çalıştıran meta-analiz Christiane Steinert, Thomas Munder, Sven Rabung, Jürgen Hoyer ve Falk Leichsenring’e aittir ve 2017’de American Journal of Psychiatry’de yayımlanmıştır; aynı dergide yayımlanan eleştiri ve yazarların yanıtı da tartışmanın parçasıdır. Elkitabına dayalı tedavilerin elkitapsız uygulamalara üstünlüğünü sınayan sistematik derleme Femke Truijens ve arkadaşlarının 2019 tarihli çalışmasıdır. Ampirik olarak desteklenmiş tedavi ölçütlerinin gözden geçirilmesi önerisi David Tolin ve arkadaşlarının 2015 tarihli çalışmasıdır; bu gözden geçirilmiş ölçütlerin psikodinamik terapiye uygulanması ise Leichsenring ve arkadaşlarının 2023 tarihli derlemesidir. Kavram olarak ayrıca: araştırma programı ile yöntem ayrımı, elkitabına dökülebilirliğin araştırma aracı olması, eşdeğerlik testi ile üstünlük testi arasındaki fark, ve psikanaliz ile psikodinamik terapinin ayrılması.