İçeriğe geç
Kişilik ve Benlik

“Alfa Erkek” Diye Bilimsel Bir Kişilik Tipi Var mı?

“Alfa erkek” bilimsel bir kişilik tipi değildir. Sözcük birlikte tutulan yabancı kurtların gözleminden çıktı; doğadaki tipik sürünün bir aile olduğu gösterildi. Kişilik ölçümünde alfa tipi yoktur; baskınlık sürekli bir boyuttur ve etki elde etmenin ölçülmüş iki yolundan yalnızca biridir.

Podcast

Bu yazıyı dinle

Podcast metnini göster

Bu yayın alfa erkek kavramının ardındaki bilimsel gerçeklerin kısa bir özetidir. Bugün popüler kültürün bizi inandırmaya çalıştığı o insanlar doğuştan ya liderdir ya da eziktir masalını masaya yatırıyoruz. Acaba bu alfa etiketi içimizde yatan genetik bir kod mu yoksa sadece kafesteki stresli kurtların bizi oynadığı koca bir oyun mu? İlk olarak şu meşhur kurt efsanesini bir çürütelim. Biliyor musunuz? Alfa terimi ta 1947'de hayvanat bahçesinde zorla bir arada tutulan yabancı kurtların kavgalı dayanıyor. Bu kavramı yayan araştırmacı L. David Mech bile doğada yıllarca gözlem yaptıktan sonra hatasını tamamen geri çekti. Neden mi? Çünkü doğadaki sürüler kavga eden rakiplerden değil, sıradan bir aile biriminden oluşuyor. Doğadaki bir kurda alfa demek evde kendi çocuğuna bakan sıradan bir ebeveyne alfa demek kadar anlamsızdır. Peki kurtlardaki bu davranış esaret kaynaklıyken biz bu terimi niye hala kullanıyoruz? İkinci olarak primatolojide alfa doğuştan gelen sabit bir öz değil zamanla değişebilen geçici bir konum adıdır. Psikolojideki meşhur 5 faktör testinde de alfa diye bir tip kesinlikle yok. Hemen ama ofiste kontrolü eline alan o adam kesin bir alfa diyebilirsiniz. Hayır bu onların alfa olduğunu kanıtlamaz. Bu kalıcı bir tip değil. Sadece bağlama göre değişen bir girişkenlik spektrumu. Madem bilimsel bir alfa tipi yok. O halde bazı insanlar grupları nasıl etkileyebiliyor? Son olarak araştırmalara göre hiyerarşi kurmanın iki gerçek yolu var. Korkuya dayalı baskınlık ve bilgi paylaşımına dayalı saygınlık. Uzmanlığını paylaşıp saygı uyandıranlar sevilirken, o popüler kültürün dayattığı masaya duygusuzca yumruğunu vuran zorba model hep itici bulunuyor. İnsanları korkutarak masaya yumruğunu vurmak mı yoksa uzmanlığınızı paylaşıp saygı uyandırmak mı sizi gerçek bir lider yapar? Kısacası alfa erkek bilimsel bir gerçeklik değil hayvanat bahçesindeki yanlış bir gözlemden doğan ve etki yaratmanın sadece zorbalığa dayalı yolunu insanlara dayatan kültürel bir uydurmadır.

Bu podcast, yazının içeriği temel alınarak yapay zekâ ile oluşturulmuş ve yayımlanmadan önce editoryal olarak gözden geçirilmiştir. Ayrıntılar için Yapay Zekâ Kullanım Politikası sayfasını inceleyin.

“Alfa erkek” sözü bir sıfat gibi kullanılıyor, ama içinde bir sınıflandırma taşıyor: insanlar doğuştan liderlere ve izleyenlere ayrılır, alfa olan bellidir ve kalanı “beta”dır. Bu yazı, insanların bir liste hâlinde tiplere ayrılıp ayrılamayacağı sorusunu yeniden kurmuyor; kişilik ölçümünün neden tip değil boyut verdiği bu sitede iki kez yazıldı (bkz. “Her Kişilik Testi Bilimsel midir? (MBTI ve Beş Faktör)” ve bkz. “Yüksek Hassasiyet (HSP) Ayrı Bir Kişilik Tipi midir?”). Sorusu daha dar: “alfa” sözcüğü nereden geldi, geldiği yerde hâlâ duruyor mu ve insan kişiliğini ölçen hangi sistemde bir “alfa tipi” var? Cevabın üç parçası da aynı yöne bakıyor.

Kafesteki sürü

Sözcüğün kurt sürüsüne bağlanması 1947’de yayımlanan bir çalışmayla başlar: bir hayvanat bahçesinde birlikte tutulan kurtların davranışı gözlenmiş ve gruplarda rekabet, tehdit ve baskılama davranışlarının eşlik ettiği bir baskınlık sırası tarif edilmiştir; en üstteki konum için verilen doğrudan kavgalar görece enderdi, ama zayıf bireylere yönelik ciddi saldırılar da gözlenmişti. Bu tarifi geniş okura taşıyan, 1970’te yayımlanan bir kurt kitabıdır; kitabın yazarı, kurt araştırmalarının en tanınmış adlarından biridir. Aynı yazar 1999’da, Kanada’nın kuzeyindeki bir adada on üç yaz boyunca serbest yaşayan kurt sürülerini izledikten sonra bir makale yayımladı ve kendi yaygınlaştırdığı alfa kavramının doğadaki tipik sürüler için kullanılmasını eleştirdi. Makalenin sonucu şudur: doğadaki tipik kurt sürüsü bir aile birimidir; “alfa çift” denen iki hayvan, yavruların anne ve babasıdır ve konumlarını kavga kazanarak değil, eş bulup yavru yaparak edinmişlerdir. Yazarın cümlesi açıktır: bir kurda alfa demek, çoğu durumda bir insan ebeveyne alfa demekten daha uygun değildir; sözcük bilgi eklemez. Yazar kendi sitesinde 1970 tarihli kitabın 2022’ye kadar baskıda kaldığını kaydetti. Burada geri çekilen şey kafesteki gözlemin kendisi değildir; birlikte tutulan yabancı hayvanlarda görülen rekabetçi sıralama gerçektir. Geri çekilen, bu sıralamanın doğadaki tipik sürünün yapısı sanılmasıdır. Popüler alfa imgesinin ilk halkası, yanlış bir gözlem değil, yanlış yere genellenmiş bir gözlemdir.

Konum mu, kişilik mi

Bu geri çekilme sözcüğü bilimden tümüyle silmedi; primat araştırmalarında “alfa” bugün de kullanılır. Ama orada bir konum adıdır: belirli bir grupta, belirli bir zamanda sıralamanın en üstündeki hayvanı gösterir. Grup değişince ya da zaman geçince konum el değiştirir; alfa olan hayvan başka bir gruba katıldığında alfa olmayabilir. Sözcüğün sınırı burada çizilmelidir, çünkü popüler kullanım tam bu sınırı siler. “Alfa erkek” bir insana yapıştırıldığında konum değil bir öz anlatılır: kişinin nerede olursa olsun taşıdığı, doğuştan gelen bir nitelik. Bir konum adının bir kişilik adına dönüşmesi, kavramın kaynağından ikinci kopuşudur.

Ölçeklerde aranınca

İnsan kişiliğini ölçen sistemlerin hiçbirinde “alfa” diye bir tip yoktur. En yaygın kullanılan çerçeve olan Beş Faktör modelinde baskınlığa en yakın kavram, dışa dönüklüğün alt boyutlarından biri olan girişkenliktir: bir kişinin başkalarını yönlendirmeye, öne çıkmaya ne ölçüde yatkın olduğunu gösteren sürekli bir ölçüdür. Herkes bu ölçüde bir yerde durur; “girişken olanlar ve olmayanlar” diye iki küme yoktur. Tip sözcüğünün kişilik biliminde ne zaman işe yaradığı, ne zaman yaramadığı bu sitede yazıldı; “A tipi kişilik” örneği, bir tip adının nasıl ortaya çıkıp bilimsel karşılığını nasıl yitirdiğini gösterir (bkz. “A Tipi Kişilik Kalp Hastalığına Yol Açar mı?”). Kan grubundan kişilik okuma girişimi de aynı sınıfa girer: bir işaretten bir karaktere atlamak (bkz. “Kan Grubu Kişiliği Belirler mi?”). Alfa erkek, bu ailenin en yeni ve en az ölçülmüş üyesidir. Onu ölçen bir ölçek, onu tanımlayan bir ölçüt ve onu bir tip olarak doğrulayan bir çalışma yoktur.

Zirveye iki yol

Mitin bir çekirdeği var ve o çekirdek ölçülmüştür. İnsan gruplarında sıralamalar gerçekten oluşur ve bazı insanlar gerçekten daha etkili olur. 2013’te yayımlanan bir makalenin ilk çalışması, birbirini tanımayan kişilerin bir grup görevi sırasında nasıl bir hiyerarşi kurduğunu ölçtü ve etkili olmanın iki ayrı yolunu ayırdı: baskınlık, yani korku ve zorlamayla söz geçirmek; saygınlık, yani bilgi ve beceriyi paylaşarak itibar kazanmak. İki yol da grup içinde daha çok etkiyle ilişkiliydi; makalenin ikinci çalışmasında bu grupların videolarını izleyen dış gözlemciler de baskın ve saygın bulunan kişilere daha uzun baktı. Ama saygınlık yolunu izleyenler sevilirken baskınlık yolunu izleyenler sevilmiyordu. Popüler alfa imgesi bu iki yoldan yalnızca ilkini görür ve onu tek yol sanır. Liderlikle kişilik özelliklerinin ilişkisini 73 örneklemde birleştiren 2002 tarihli bir meta-analiz de aynı yönü gösterir: liderlikle en tutarlı ilişkiyi dışa dönüklük kurar, ama ilişki orta büyüklüktedir ve uyumluluğun liderlikle ilişkisi sıfıra yakındır. Yani liderlik için ne baskın olmak zorunludur ne de uyumsuz olmak. Baskınlık ve saygınlık, sonuçları bağlama göre değişebilen iki etki yoludur; ikisi de değişmez bir kişilik tipi tanımlamaz.

Etiketin işi

“Alfa erkek” bir betimleme gibi görünür, ama işlevi bir reçetedir: nasıl olunması gerektiğini söyler. Reçetenin içeriği de bellidir; baskın olmak, geri adım atmamak, duyguyu göstermemek, her ortamda üstte durmak. Bu liste bir kişilik tipinin tarifi değil, tek bir etki yolunun her bağlama dayatılmasıdır; o yolun ölçüldüğü grup çalışmasında daha yüksek etkiyle ilişkili olduğu, ama bu yolu izleyenlerin daha az sevildiği görülmüştür. Bir de etiketin karşı tarafı var: alfa varsa beta da vardır ve beta, verilmiş bir yer olarak sunulur. Oysa insanlar aynı anda birçok sıralamanın içindedir; işte, ailede, arkadaş grubunda, bir spor takımında aynı kişi farklı yerlerde durur. Tek bir sıralama ve o sıralamada sabit bir yer fikri, kafesteki gözlemin yanlış genellenmesinden kalan mirasın son parçasıdır. Kendini sürekli üstte tanımlama ihtiyacının kişilik biliminde bir karşılığı vardır, ama o karşılık alfa değildir (bkz. “Narsisizm Sadece Kendini Beğenmek midir?”).

Sonuç

“Alfa erkek” bilimsel bir kişilik tipi değildir. Sözcük, birlikte tutulan yabancı kurtların gözleminden çıkmış; o gözlemin doğadaki sürüye genellenmesi kendi yayıcısı tarafından geri alınmış ve tipik sürünün bir aile olduğu gösterilmiştir. Bilimde kaldığı yerde bir konum adıdır, bir kişilik adı değil. İnsan kişiliğini ölçen hiçbir sistemde alfa tipi bulunmaz; baskınlık sürekli bir boyuttur ve etki elde etmenin ölçülmüş iki yolundan yalnızca biridir. Mitin çekirdeği doğrudur: sıralamalar oluşur, bazı insanlar daha etkilidir. Yanlış olan, bunun doğuştan gelen ve her yerde geçerli bir tip olduğu fikridir.


Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişilik değerlendirmesinin yerine geçmez. Burada anlatılan, bir popüler kavramın bilimsel karşılığının bulunmadığıdır; bir kişinin girişken, çekingen, baskın ya da uzlaşmacı olmasının iyi ya da kötü olduğu değil. Sosyal ortamlarda kendinizi sürekli konumlandırma baskısı gündelik yaşamınızı, ilişkilerinizi ya da işinizi belirgin biçimde zorluyorsa bir psikologla görüşmek yardımcı olabilir. İnternetteki “alfa mı, beta mı, sigma mı” testleri, bilimsel geçerliği gösterilmiş bir kişilik tipi değerlendirmesi değildir; bir sonuç veriyor olmaları ölçtükleri şeyin var olduğunu göstermez.

İleri okuma / kavramsal kaynaklar: Kafesteki kurt gözlemi için Schenkel’in 1947 tarihli çalışması (Behaviour); kavramı yayan kitap ve geri çekilmesi için L. David Mech’in 1970 tarihli kitabı (The Wolf: The Ecology and Behavior of an Endangered Species) ile 1999 tarihli makalesi (Canadian Journal of Zoology) ve yazarın kendi sitesindeki açıklaması; baskınlık ve saygınlık yolları için Joey Cheng, Jessica Tracy, Tom Foulsham, Alan Kingstone ve Joseph Henrich’in 2013 tarihli çalışması (Journal of Personality and Social Psychology); kişilik ve liderlik için Timothy Judge, Joyce Bono, Remus Ilies ve Megan Gerhardt’ın 2002 tarihli meta-analizi (Journal of Applied Psychology); girişkenliğin dışa dönüklüğün alt boyutu olarak ölçülmesi için Costa ve McCrae’nin NEO PI-R ölçeği (1992).