“Az Uyku Bana Yetiyor” Doğru mu?
"Bana 5 saat yetiyor, gayet iyiyim." Çok tanıdık bir cümle — ve çoğu zaman hafif bir gurur tonuyla söylenir. Günümüzde az uyumak, adeta çalışkanlığın ve verimliliğin bir nişanı…
Oku · Dinle · İzle
Psikoloji, insan davranışı ve ruh sağlığı üzerine kısa, anlaşılır ve kaynaklı içerikler.
"Bana 5 saat yetiyor, gayet iyiyim." Çok tanıdık bir cümle — ve çoğu zaman hafif bir gurur tonuyla söylenir. Günümüzde az uyumak, adeta çalışkanlığın ve verimliliğin bir nişanı…
"Ben böyleyim, değişmem." "İnsan değişmez ki." Bu cümleleri sık duyarız — hem başkaları hem de kendimiz için. Arkasında yaygın bir inanç yatar: kişilik belli bir yaşta taşa oturur,…
"Bu yaştan sonra mı öğreneceğim?" Çok tanıdık bir cümle. Arkasında yaygın bir inanç yatar: belli bir yaştan sonra beyin katılaşır, öğrenme durur; yeni bir dil, yeni bir beceri,…
Bağımlılık bir irade zayıflığı ya da ahlak kusuru değildir; irade yok olmaz, ama çok güçlü bir karşı çekimle zorlanır. Beyindeki değişikliklerin, öğrenmenin ve çevrenin rolünü, Fare Parkı deneylerinin gerçekte ne gösterdiğini ve bağımlılıktan iyileşmenin nasıl mümkün olduğunu anlatıyoruz.
Depresyonda motivasyonu beklemek insanı olduğu yerde tutabilir. Davranışsal aktivasyon, motivasyonu beklemeden küçük adımlarla başlamayı önerir; istek ardından da gelebilir. Etkililiği güçlü biçimde desteklenir; ama her adım hemen iyi hissettirmez ve orta ya da ağır depresyonda profesyonel destek önemlidir.
Korku yakın ya da öyle algılanan bir tehlikeye, kaygı gelecekte beklenen bir tehdide verilen tepkidir; ikisi birbirine yakındır ve beyinde katı bir iş bölümüyle ayrıldıkları gösterilmiş değil. Bu yazıda farkı, panik atağı, belirsizliğin rolünü ve kaygının ne zaman uzman desteği gerektirebileceğini anlatıyoruz.
Öğrenilmiş çaresizlik, psikolojinin en ünlü kuramlarından biridir. Neredeyse her ders kitabında yer alır, depresyonu açıklamak için kullanılır, günlük dile bile yerleşmiştir. Ama nadiren anlatılan bir devamı var: kuramı…
Her yerden aynı mesaj geliyor: "Mutlu ol." "Mutluluk hayatın amacıdır." "Sadece mutlu olmaya bak." Kişisel gelişim kitapları mutluluğu vaat ediyor, reklamlar mutluluğu satıyor, sosyal medya herkesi sürekli mutluymuş…
Küçüklüğümüzden beri aynı cümleleri duyarız: "Sakin ol." "Ağlama." "Güçlü ol." "Geç bunları artık." Zamanla şuna inanırız: olgun, güçlü bir insan, duygularını kontrol eden insandır — ve kontrol etmek,…
Son yıllarda bir kelime dilimize iyice yerleşti: dopamin. "Dopamin patlaması", "mutluluk molekülü", "dopamin detoksu"… Sosyal medyadan sağlık köşelerine kadar her yerde dopamin, hazzın ve mutluluğun kısa yolu gibi…
Hepimiz en az bir kez o hayali kurmuşuzdur. Acı veren bir ayrılığın ardından, utandığımız bir anıyı hatırlayınca ya da bir türlü bırakamadığımız bir alışkanlıkla boğuşurken içimizden geçen şey…
Pembe fili düşünmemeye çalışın — olmaz. Çünkü zihin, bir düşünceyi kovup kovmadığını denetlemek için onu sürekli gündemde tutmak zorundadır. Wegner'in beyaz ayı deneyinden ACT'e: bastırmak neden ters teper, kovmak yerine ne yapılır ve amaç neden hiçbir zaman boş bir zihin değildir?